Müslüman ecdadımız çağlar boyu İslâm’a çok candan sarılmış, onu çok iyi öğrenmiş, hatta en büyük din alimlerini yetiştirmiş, en değerli kaynak eserleri meydana getirmiş, tüm özel ve sosyal hayatlarına, evlerine, ticaretlerine, sanat ve edebiyatlarına, hukukî, mülkî ve idarî kurumlarına İslâm’ı maharetle uygulamış, böylece muazzam bir İslâm kültür ve medeniyeti oluşturmuş bulunuyor. Bu bizim için göz kamaştırıcı bir hazinedir; son derece renkli ve tatlı, çok ileri ve üstün, pek zarif ve nezih, ziyadesiyle değerli ve sevimli, olağanüstü safhada medenî, modern ve insanîdir.

İslâm ve Edebiyat

Mensubiyetiyle iftihar ettiğimiz İslâm dini, hayatın her sahasına ve faaliyetine iman gözüyle bakmış ve inancın asil havasını getirmiştir. Mesela: İslâm’da selamlaşma basit bir el veya baş hareketi değil, derin anlamlı bir temennidir: “Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun; Allah, dünya ve âhirette sizi selamette kılsın, lütfuna erdirsin, selamet yurdu olan cennete soksun.” demektir. Aramızda kullanageldiğimiz […]